26 Ekim 2009 Pazartesi

UNUTMA

Sandığın kadar yakın değilim sana,
Mesafeler sadece metrelerle ölçülmez unutma!
Bilmiyorum çıkarabilir miyim seni o kara dehlizlerden
Ya da sen beni çeker misin o karanlıklara....

Gittiğini unuttum ama döneceğini asla,
Döndüğünde bulacağın ben olacağım sanma
Fark ettim artık güneş bile doğuyor sensiz
Hatta ben bile doğacağım sensiz ve kedersiz....

Bu kadar hüzün yeter bu dünyada bana,
Kalsın birazı da yaşayacağım diğer dünyalara.
Sana asla dilemem hüzün,
ama unutma bensiz keder olacak kollarında....


REEC.
Devamını Oku »

ÇIRILÇIPLAK

Çırılçıplak olmalısın karşımda
Tamamen çıplak
Sadece bedenin değil
Ruhun da soyunmalı

Başka ruhlardan başka hayatlardan
Kalanları görmemeliyim üzerinde
Başka tenlerden değil,
Başka bedenlerden değil.

Tek olmalısın karşımda
Sadece sen olmalısın
Başkasını görmemeliyim baktığımda
Duymamalıyım hissetmemeliyim

Bilmemeliyim
Evveli ve ezeli sende
An olmalısın karşımda
Zaman olmalısın

Ve kaybolmalısın
Kendi içinde
Kendi tadında
Kendi hayatında


REEC.
Devamını Oku »

BİR İNSANI KAYBETMEK

Çok küçükten dedemin verdiği bir öğüttü bu aslında ; hayatta sahip olabileceğin en büyük zenginlik sahip olacağın kişilerdir diye…. Hayat görüşümü bu kadar etkileyeceğini o zamanlar bilemezdim tabiî ki, ama etkiledi. Sahip olduğum kişilerin sadece aile arkadaşlar dostlar değil etrafımdaki herkesin o kadar değerli olduğuna inandım ki asla onları kaybetmeyi göze alamadım.

Aslında sırf kendim için değil başkaları içinde görüşüm bu konuda sabit. Yani hiç kimsenin bir başkasını kaybetmeyi öze almasını aklım almıyor. Nasıl olurda bir insan diğerinden vazgeçebilir, kendisi için ne kadar değerli bir şeyi kaybettiğini nasıl fark etmez….

Benim en kötü korkularımdan biridir. Bir yakınımın bir arkadaşımın kalbini kırmak ve daha sonra onu geri kazanamamak. Düşünemiyorum bile birini kaybetmeyi beklide o yüzden hareketlerim etkileniyor düşüncelerim ve davranışlarım da…

Kaybetmemek için etrafımdakileri kendimden de bir şeyleri feda ettiğimde oluyor kimi zaman, hatta bazen kendimi üzme pahasına vazgeçmiyorum çabalamaktan. Belki doğru bu yaptığım beklide yanlış. Kimi zaman karşılık buluyor kimi zaman bulmuyor. Kimi zaman karşımdaki anlıyor kıymetimi kimi anlamıyor çekip gidiyor.

Ama benim içim önemli olan içimin rahat olması sanırım sonuçta eski bir öğütten de gelse kaynağı kendi içimden de gelse ben bir insanın değerini biliyorum ve bir insanın kaybetmeği asla göze almıyorum. Alabilenlere de hayretle bakıyorum hatta beklide acıyorum çünkü bir gün gelip ellerinde hiç hazine olmadığını fark ettiklerinde onlar için çok üzüleceğimi biliyorum.

Belki bazıları bana enayi diyor ya da salak ama ben kaybetmemek için çabaladığım her insanın bana bir şeyler kazandıracağına ve hazinemin her geçen gün artacağına inanıyorum.

Ve acıyorum BİR İNSANI KAYBETMENİN değerini bilemeyenlere……
 

REEC.
Devamını Oku »

NEDEN KIRAR BIR INSAN DIGERINI

Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kolaydır da ondan. Kırınca bütün sorumluluklarından kurtulursun.

Artık zaman ayırman, sıkıntılarını paylaşman gerekmez. Zorlu yaşam yolculuğunda tutunacağı bir dal değilsindir bundan sonra.

Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kendini haklı çıkarır da ondan. Arkanı dönüp gönül huzuruyla o bunu hak etti dersin.

ZATEN ÇOKTAN BERİ CANIMI SIKIYORDU. Bardağı taşıran son damlaydı dersin. Arkanı dönüp gidersin.

Oysa SEVMEK, önemsemek öyle midir? Ne çok yorar insanı. Artık iki kişilik düşünürsün. Kim bilir hangi sebepten öyle davrandı der bin bir bahane bulursun onun adına.

Bir taraftan da kendini ikna edersin aslında olup biteni birazda hak ettiğine dair.

Sevmek iki kişilik düşlemektir. Kırmak kırılmaksa tek kişilik. Kendini düşünür hiç hak etmediğine karar verir karşındakine kinleniverirsin. Ve kin kırmanın uyuduğu mağaradır. Derinden uyanır öfke ve kırar karşısındakini. Hiç düşünmeden.

Bir kere düşününce fark edecektir karşısındakinin de tıpkı kendi gibi korkuları, acıları yalnızlıkları olduğunu. Tıpkı kendi gibi ağlayıp güldüğünü.

Mesela acıkınca onunda başının döndüğünü, kâbuslar görüp ter içinde uyandığını annesini çok sevip babasından ölümüne korktuğunu. Bir an hatırlasak bunları kırarken o kadar pervasız olur muyduk dersiniz.

Neden kırar insan bir diğerini… Hangi sebeptir bir kalp kırmayı haklı çıkaran. Düşünce farklılıkları mı. Yaşam tarzındaki ince ayrım farkları mı? Eve geç gelmek ya da geç uyumak mı? Ya da ne bileyim hoşumuza gitmeyen bir sözcük mü? Bir kitap içeriği ya da bir konunun ana fikri mi…

Neden kırar, insan bir diğerini. Gece yatağa uyanıp gözlerimizi kapadığımızda sabah uyanacağımızın garantisi var mıdır sizce. Ve en son kırdığımız insanı görmeme ihtimalimiz ne kadar yüksektir hiç düşündünüz mü?

Hangi sebep iki damla gözyaşından daha önemlidir. Hayat iki damla gözyaşı kadar kısayken.

Bırakalım herkes farklı düşünsün farklı yaşasın. Biz duruşumuzu belirleyip kalbimizde merhamet çoğaltalım.

Neden kırar bir insan diğerini. Böylesine ortakken acılarımız.

Kalp kırmak suya yazı yazmaya benzer, kalbi yeniden kazanmaksa gece güneşin doğmasına..

Sen suya yazı yazmasını başardın, şimdi otur da güneşin doğmasını bekle..!

Ne kalp kırıp suya yazı yazmaya çalışalım, nede kırdığımız kalbi kazanacağız diye gece güneşin doğmasını bekleyelim. (Gerçi ne kadar beklesek te gece güneş doğmaz.)

Bilmelisin ki …

Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Bilmelisin ki …

Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Bilmelisin ki …

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Bilmelisin ki …

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Bilmelisin ki …

Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Bilmelisin ki …

İki kişi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Bilmelisin ki …

Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Bilmelisin ki …

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor ….
 
 
REEC.
Devamını Oku »

ACIMASIZ VE BENCİL

Pembe film adı gibi oldu değil mi başlığım. Evet gerçekten de öyle olmuş ama içimden geçenleri en çok bu kelimeler ifade ediyor şuan.

Dün bütün gece düşündüm .... Hiç uymadım desem yeridir... Gerçekten çok ama çok merak ediyorum acaba insanları bu kadar ACIMASIZ ve BENCİL yapan koşullar neler olabilir????

Yada insanın karakteri buna birden bire neden olabilir mi???

Benim aklım almıyor ne kadar uğraşırsam uğraşayım sanırım hayatımdaki insanlara karşı ne olursa olsun acımasız ve bencil davranamıyorum ben. Özelliklede önemsediğim insanlara karşı. Belki de bu benim hatam beklide bu benim eksikliğim Belki olması gereken budur. Geçerli olan insanların kendilerini düşünmesi ve etrafındaki hiç kimseyi önemsedikleri de dahil olmak üzere göz ardı etmesi gerekir bu zamanda. Ya da insanlar beklide zamanın ve mekanın sonuncunda bunların etkisiyle bu hale geliyorlardır….

Peki, nasıl bir zaman geçmesi nasıl bir etki kim insanları bu hale getirir? Çok ağır darbeler mi? Yoksa çok uzun süre sevgisiz kalmak mı? Çok uzun süre ihtiyaçları karşılanmayan kimseler bu hale gelir mi? Ya da gelmeli midir? Zorunluluk mudur bu durum….. Ya da haklı mıdır??

Dediğim gibi ben ne kendim bu hale gelmeyi becerebiliyorum ne de bu durumdakileri anlayabiliyorum? Çok uğraştım inanın anlamak için günler ve geceler boyunca ama sanırım kapasitem yetmiyor bunu anlamak için….

Başkalarından görülen tepkiler bu derece insanların hayatını ya da davranışlarını etkilememeli bence… Hele ki karakterlerini değiştirmemeli …. Başka birinden aldığınız darbeler bir diğerine darbe vurmanıza neden olmamalı… Aksi takdirde size darbe vuran o kişiyle aynı kefedesinizdir artık o kişiden hiçbir farkınız kalmaz. Zamanında size karşı gösterilen davranış eğer artık sizin karakterinize etkilediyse artık sizde en az onun kadar acımasız ve bencil olmuşsunuz demektir. Belki de ondan fazla çünkü o eski zamanlardaki kişi ya da kişiler olay ya da olaylar kendi doğalarının sonucuydu ama artık siz başkalaşım geçirmiş etki altında kalmış birisiniz. Ve maalesef başka birinin bambaşka bir zamanın bambaşka bir mekanın acısını çıkartıyorsunuzdur karşınızdakinden ve bu sizi çok ama çok kötü biri yapmaktadır…..

Hala anlamaya çalışıyorum hem bu durumu hem de bu insanlar ve dua ediyorum karşılaştığım her acımasız ve bencil insandan bir şeyler kapmamak için bir gün gelip de onlardan biri olmamak için…. Umarım kader umarım tanrı bana yardımcı olur ve bir gün bende korktuğum bu insanlar gibi ACIMASIZ VE BENCİL olmam…….
 
 
REEC
Devamını Oku »

BÜYÜKLER DE KORKAR MI??

Küçük çocuklar çok şeyden korkar bilirsiniz. Karanlıktan, köpekten, böceklerden, arabalardan, kendilerinden daha büyük olanlarda, yüksek sesten vs vs daha sayamayacağımız pek çok şeyden...

Peki ya büyükler onlar bir şeylerden korkar mı?? Hepinizin aklına bir şeyler geldiğini tahmin ediyorum ne bileyim yüksekten korkan, örümcekten korkan, uçaktan korkan hatta bazı büyük erkekler için geçerli olmak üzere evlenmekten korkan tanıdıklarınız vardır eminim.

Ama bütün bunların haricinde bence büyüklerde oluşan günümüzde çok daha büyük bir korku var. Hem çok büyük bir korku hem de çok genel bir korku bence. Çünkü o kadar çok kişiyi esir etmiş ki bu korku inanılmayacak boyutta. Peki, nedir bu korkumu diyorsunuz? Hemen söyleyeyim" Mutluluk Korkusu"

Evet, evet yanlış okumadınız... Mutluluk korkusu. Artık o kadar çok kişi mutlu olmaktan korkuyor ki inanamazsınız. Özellikle ikili ilişkilerde mutlu olmaktan mutluluğa giden bir trende olmaktan hatta mutlu olabilme ihtimalinden bile korkuyor kimileri. Ve böylece bu korkunun esiri oluyorlar. Bütün hareketlerini bütün yaşantılarını bu korku etkilemeye başlıyor.

İnsanlardan özellikle kendilerini sevme ihtimali olanlardan kaçmaya başlıyorlar. Hatta kaçmakla kalmıyor bütün kapılarını kapatıyorlar. Kendi kendilerine bahaneler üretiyorlar sorunlar çıkarıyorlar yeter ki en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalmasınlar diye.

Ya mecbur kalırlar da birsinin onları sevmesine izin verirlerse ya engel olamazlarsa ya bu kişi bütün engellere bütün yasaklara rağmen onları sevmeyi becerirse ya inadından vazgeçmezse ya o zaman sevilirlerse ya o zaman mutlu olurlarsa nasıl olabilir bununla nasıl başa çıkılır???????

İşte günümüzde insanları en çok korkutan bu durum bence. Bu nedenle kaçıyorlar insanlardan ya da kaçırmaya çalışıyorlar etraflarındakileri kendi kendilerine paranoyalar yaratıyorlar kendi kendilerine sorunlar üretiyorlar.

Peki ne oluyor sonuç: YALNIZLIK ....

Ne dersiniz bir gün yalnızlık korkusu mutluluk korkusunu yener mi?? Mutluktan korkanlar bu korkularıyla yüzleşip korkularından kurtulabilirler mi??

Bence bütün korkularda olduğu gibi kişilerin kendilerinin çözebileceği kendilerinin kurtulabileceği bir konu ama siz yine de mutluluktan korkan birine rastlarsanız yardımcı olmaya çalışın belki korkusundan kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz kim bilir???
 

REEC.
Devamını Oku »

GİT

Hey sen !
Evet sen, oradaki....
Hadi git, git çabuk
Uzaklaş ve yok ol.

Unutma ama kuralı,
Sakın bozma !
Unutacaksın arkanda kalanları
bakmayacaksın ardına

Hatırlamayacaksın ne bıraktığını
Secımı sen yaptın bunu bil
Vazgeçtin ve geçtin bu yoldan
Şimdi hiç düşünme ve gül

Hey sen oradaki,
Hadi git git çabuk
Unutma sakın kuralı
Unutacaksın kalanları

Sakın bozma kuralı
Unutma sakın
Eğer hatırlarsan kalanları
Hatırlarsın var olanı ve yok olanı


REEC.
Devamını Oku »

ZAMAN

Zaman
 
 
 
Zaman ne kadar göreceli bir kavram değil mi? Nasılda insan dan insana bir anda değeri ve anlamı değişiveriyor. Aslında ben uzun süre önce öğrenmiştim zamanın nasıl farklı bir kavram olduğunu bir "an" olarak bile değer vermeyeceğimiz 90 saniyenin aslında ne kadar da uzun olabileceğini ve ne kadar çok şeyi alıp götürebileceğini.....

Ama yine de şaşırmamak elde değil ameliyathane kapısında bekleyen birine 2 saatlik bir dilim belki yüzyıllar gibi gelir ama aynı süre sınavdaki bir öğrenci için ne kadar hızlı geçer ve ne kadar da yetersizdir değil mi??

Peki ya ömrümüz; ortalama diyelim 60-70 yıl belki o kadar bile sürmeyecek çoğumuzun ki... Nasılda şaşırıyoruz 100 yaşını deviren birini duyduğumuzda nasılda hayretler içerisinde kalıyoruz değil mi? Ama balinalar ortalama 300-400 yıl yaşıyor kaplumbağalar ise 300-350 yıl neredeyse bizim ömrümüzün kaç katı daha fazlası. Pekiyi ya bu süreyi ömrü sadece bir gün olan bir kelebeğe sorsalardı? Kim bilir bizim ömrümüz ona ne kadar uzun gelirdi.

Peki ya bizi etkileyen ne nasıl bu zaman bu dilim bu kadar farklı olabiliyor gözümüzde. Yaşam gibi spesifik etkenler mi? yaksa duygusal faktörler mi?

Bir yıl nedir bizim için yada bir ay bir hafta. Kısa bir süre midir bir hafta? Yoksa çok uzun bir süre midir? Tatile çıkacak birisine sorun iznim sadece bir haftacık der size küçücük bir zamandır onun için. Peki ya doğum bekleyen anne babaya sorsanız ne derler size acaba?

Bir şeyler başlar mı bu sürede ya da biter mi? Sevmek için yeterli midir? ya da kaybetmek için ? adanmak için peki ya da aldanmak için ne dersiniz peki düşünmek için uygun bir süre midir bir hafta? Düşünebilir misiniz birini bir şeyi umut edebilir misiniz bağlanabilir misiniz yada sonra vazgeçebilir misiniz sessizce ya hayaller hayal kurabilir misiniz bu süre zarfında ? yok mu diyorsunuz yetmez mi? çok mu kısaca sizce?

Ya ömrümüz bir hafta olsaydı ya bütün ömrümüz bu zaman dilimi olsaydı o zaman kaybetmiş olmayacak mıydık... Boşa harcamış olmayacak mıydık... Asla geri alamayacağımız bu zamanı heba etmiş elimizdekini kaçırmış olmayacak mıydık....

Yine de hiç belli olmaz bu sürelerin ne olacağı insan hayatında bir haftada hayat size nasıl bir müzik çalacak bilinmez. Bir gitar konçertosu da olabilir ya da belki..... bilinmez

Yine de ne kadar olursa süre ve zaman tek bir gerçek var her şey için çık kısa bu zaman göreceli olsa daaaa olmasa daa.....
 
 
REEC.
Devamını Oku »

PİŞMANLIK

Küçükken annemin anlattığı bir hikaye vardı ; son bir kaç saattir bu hikayeyi düşünüyorum.....

Bir gün bir kaplumbağa ile bir yılan derenin kenarında karşılaşmışlar ve karşıya geçmeleri gerekiyormuş;
 
yılan kaplumbağadan rica etmiş:

-Nolur beni karşıya geçirir misin?

diye ama kaplumbağa itiraz etmiş
 
-Olmaz.

demiş

-Sen yılansın ben seni bilirim beni sokar öldürürsün

yılan

-yok

demiş

-hiç öyle şey yapar mıyım o zaman ikimizde boğuluruz merak etme sen beni karşıya geçir ben sana hiç zarar vermeyeceğim

kaplumbağa da bu söze inanmış ve almış sırtına yılanı ve dereye atlamış başlamış yüzmeye derenin ortasına gelince yılan kaplumbağayı sokmuş zavallı kaplumbağa

-neden

demiş yılana

-neden beni soktun bak şimdi ikimizde boğulup ölücez

yılan demiş

-kusura bakma ama hata senin benim yılan olduğumu biliyordun bana hiç güvenmemeliydin benim seni sokacağım belliydi şimdi boğulmamız senin suçun ....

sanırım ben ömrüm boyunca bu salak kaplumbağa gibi olmaktan kurtulamayacağım yılan olduğunu görsem anlasam bilsem hatta elime bununla ilgili bi senet bile veriliyor olsa hiç fark etmiyor her seferinde aynı aptallığı yapıyorum ve derede boğulmaktan kurtulamıyorum. Ama yapacak bişi yok sanırım tek çözüm artık hiç dere kenarına inmemek çünkü pulları ne kadar parlak çıngırağı ne kadar ahenkle ses çıkarıyor olsa da ne kadar becerikli müzisyen bir yılan olup tıslamasıyla başımı döndürse de yılan hep aynı yılan değişmiyor sonunda hep seni sokuyor ve sende derede boğuluyorsun...
 
 
REEC.
Devamını Oku »

KADAR


Gözlerim dehlizler kadar
Tenim melekler kadar
Gülüşüm güneş kadar
Saçlarım ipek kadar
Ellerim pamuk kadar
Kollarım saracak kadar
Kalbim okyanus kadar
Ruhum dağlar kadar
Aklım sonsuza kadar
Sana sevgim senin kadar


REEC.
Devamını Oku »

GÖKYÜZÜ-YERYÜZÜ

Gökyüzü-Yeryüzü

Gökyüzüne baktım bugün,
parlak ve berrak
uçuşan bir şeyler var üzerinde,
korkak ve ürkek

Gökyüzüne baktım bu gece
mavi ve kara
süzülen bir şeyler var üzerinde
asil ve mağrur

Yeryüzüne baktım bugün,
engin ve uçsuz
dolaşan bir şeyler var üzerinde
yılgın ve kırgın

Yeryüzüne baktım bu gece
sesiz ve sakin
dolanan bir şeyler var üzerinde
yolsuz ve yordamsız


REEC.
Devamını Oku »

ÖZLEDİM

 
 
evet çok özledim. ama bu özlemi bile ne kendime ne de bir başkasına açıklayamıyorum neden? kimi özlediğimi.... belki de onu özlemiyorum kendime ait bir parçayı özlüyorum kendimde olmasını istediğim bir parçayı içimde yaratmak istediğimi özlüyorum olmak istediğim şeyi olmak istediğim kişiyi özlüyorum belki de. ama bunun sonu yok ki asla sahip olamayacağım bir şey bu sonuçta ona asla sahip olamayacağıma göre bu parça da asla bana ait olmayacak asla bende olmayacak. o zaman ne olacak peki ben asla tamamlanamayacak mıyım hep içimde bu özlem bu boşluk kalacak mı yani????
 
 
peki ya ona kavuşursam ne olacak o zaman ben olacak mıyım??? yada ben kim olacağım????tamamlandığımda yine aynı ben olacak mıyım ??? aynı kişi olmazsam ben yaşamaya nasıl devam edicim??
 
 
özlemekten de özlememekten de korkuyorum açıkçası ona kavuşmak da onsuz olmak da korkutuyor ...... özlemek çok acı veriyor dayanılmıyor ama buna alışmaktan da alışamamaktan da korkuyorum sanırım hani şiirdeki gibi ayrılık da sevdaya dahil ya hani ya benim bütün sevdam ayrılıktan oluşuyorsa peki ya hiç kavuşmak yoksa ve ben buna alışırsam ne olacak???? o zaman asla gerçekten sevmeyi öğrenemeyeceğim belki de ??????
 
 
REEC.
Devamını Oku »