23 Eylül 2009 Çarşamba

BEYAZ ATLI PRENS

Kısa süre önce bir kaç kız arkadaşımla aradığımız ideal erkek üzerine konuşuyorduk. Hani klasik kız konuşması, Beyaz Atlı Prensimiz nasıl olsun hikayesi …..

Başlangıç herkeste aynı gerek fiziksel gerek duygusal isteklerdeydi. Tabii kimi farklılıklar olmakla beraber; kimi sarısın kimi esmer ister kimi uzun boylu kimi hafif toplu ister vs vs ama sonuçta kimse sevgilim guasımodo ya benzesin demiyor....

Ya da herkes iyi kalpli olsun dürüst olsun sevecen olsun der burada da bırakım farklılıklar yok değil; kimi çok kibar olsun der kimi azıcık maço olsun kimi beni çok kıskansın der kimi aman kıskanç olmasın...

Konuşmanın başlangıcında ben de bu tarz isteklerimi konuşuyordum ya da arkadaşlarımın sözlerine katılıyordum ne bileyim "kesinlikle esmer olmalı benimkisi" ya da "evet evet bence de çocukları çok sevmeli" falan filan ama bir müddet sonra arkadaşları dinlemeye başladım. Dediğim gibi söylenenler hep aynı çember etrafında devam ediyor nüanslar olsa da arada dediğim gibi kimse quasımodo ile ya da Erol Taş la beraber olmak istemiyor.

Ama konuşmalar ilerledikçe benim aklımda başka düşünceler oluşmaya başladı bu söylenenler hep genel şeyler sanırım ben çok farklı bir şeyler bekliyorum. Ve daha sora düşündükçe fikirler iyice şekillendi içimde benim beyaz atlı prensimin özellikle daha spesifik daha farklı isteklerim var sanırım....

Peki neydi bu istekler ??? İşte birkaçı....Çorap çekmecesini renklerine göre sıralayan ve hepsini aynı hizada yerleştirmek için saatler harcayan bu kadını sevmeye devam edecek ,üşenmeden önündeki bir kase aşuredeki bütün üzümleri ayırt etmeye çalıştığımda sesini çıkarmayacak, sabah kalktığında sadece tek gözünü açabilen saatlerce tek gözle hareket eden kahvaltı hazırlayıp dişlerini fırçalayan sevgilisinin dünyadaki en güzel varlık olarak kabul edecek, tuttuğu takımla beceriksizce ve acımasızca alay ettiğimde bir daha ki maçta acısını çıkaracağını bile düşünmeyecek yada dolaptaki gömleklerini aynı yönde asmadığında sınır krizi geçirdiğimde çok seksi olduğumu düşünecek, pazar sabahı bütün gazeteleri ilk okumak konusunda manyaklık ettiğimde (spor ekleri dahil) yine de ilişkiyi bitirmeyi düşünmeyecek, başka kadınlar etrafında dönerken umursamayıp iş arkadaşlarıyla toplantısının uzun sürmesini kıskandığımda dumura uğramayacak sırf mavi renge bayıldığım için baştan aşağı onu öfkeli şirin gibi giyindirdiğimde ve ona bakıp mutlu mutlu gülümsediğimde kendinden nefret ediyor olsa da ben mutluyum diye mutlu olabilecek bir erkek istiyorum ben. Saçlarım kıvır kıvır olmasını beğenen benim sinir olduğum çillerimi bile seven bir erkek istiyorum ben, gözleri güzel bakan ama sadece bana bakan, gülüşü çok güzel olan ama sadece bana gülümsediğinde güneş gibi parlayan bir erkek istiyorum ben, beni sevmekle kalmayıp beni bilen beni anlayan bana dayanan bana katlanan bir erkek istiyorum ben...

Ne dersiniz sizce çok şey mı istiyorum?????


REEC.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder