3 Aralık 2009 Perşembe

GÜN

Bugün tüm günlerden farklı bir gün.
Her şeyin tatsız olmadığı bir gün.
Güneşin parlak doğduğu,
Suların berrak aktığı bir gün.
Bugün senin yanımda olduğun gün;
Kalbimin hızla attığı
Ruhumun coşup taştığı bir gün.
Bugün tüm günlerden farklı bir gün.


REEC.
Devamını Oku »

2 Aralık 2009 Çarşamba

SANMA

Sanma,
Aldanma,
Önemli olan sensin unutma!
Bitmedi hatta yanılmadın…
Kaçma!
Sorduğun ya da sorguladığın değil,
Bildiğin ve öğrendiğin elindeki.
Sunduğun ya da bulduğun değil,
Verdiğin anlamlı hayatta.
Bırakmak için hareket etme!
Kıpırdamasan da bırakılacak nasılsa…
Yakalamak için uğraş,
Çünkü çabalamazsan uçacak….


REEC.
Devamını Oku »

26 Kasım 2009 Perşembe

BİTTİ

Bitti diyebilecek misim?
Ya da gitti…
Söz söyleyebilecek misin ki
Şimdi…

Yok olan bir şey değil bu
İnan sadece değişti…
Var olmamıştı belki de hiç
Yalnızca bir hiçti…


REEC.
Devamını Oku »

24 Kasım 2009 Salı

RENKLER VE HAYAT

Daha yeni başladın hayata bakışların ne kadar hevesli ve coşkulu. Kaç yaşındasın söyle 15 bitti mi ? 16 oldu mu ? Daha ne kadar gençsin TOZ MAVİ sin tamamen, hiç leke yok üzerinde, hiç tepe yok yolunda. Nasıl da gülerek bakıyorsun insanlara, hatalar önünde dağlarca değil. İnsanlardan korkmuyorsun ya da çekinmiyorsun değil mi? Karşındaki her zaman iyi güzel asla yanlışı olmaz sana …Nasıl da iyimsersin her şeye ne kadar utanmazsın bu konuda???

Geldi mi 20 li yaşlar artık….. o kadar berrak değil rengin, toz değil belki ama koyu dememek lazım sana. Artık biliyorsun herkes değil iyi ya da düşünmüyor herkes senin gibi ama gene de korkmamak lazım hayattan yılmamak lazım yıkılmamak. Düşünsene aşk ne kadar engin sevdiklerin ne kadar yakın sana, içindeki coşkular değişmiyor heves kaçmıyor senden hep yeni başında…

Geldi mi sana 25 ler artık LACİVERT mi rengin, karardı mı ümitlerin. Artık bütün tenin ipeklerle bezeli değil ve merhametsizsin hayata…. Nasılda çatık kaşların nasılda sinirlisin yaşama, yanından geçen kedi sanki düşmanın çünkü hala acır sırtındaki yaralar daha. Darbeler değiştirmiş seni, hayat karatmış renklerini…. Sanki daha kolay alınıyorsun olanlara. Çok dikkatle hareketler belli edilmemeli mutluluk ve neşe yoksa imrenir etrafındakiler…

Bundan sonrasında yok daha koyu bir ton belki renk kuşağında…. belki geçecek günlerle olacaksın gri ve duman sonrasında ise KARA…… ama unutmamalısın ki renginin en başta olduğu da sensin şimdi oluşan da korumak da senin elinde bu uçuk rengi daha fazla karartmak da….. Hayatın etkisini unut bırak istediğini yapsın sana sen vazgeçme renginden ya da vazgeçme mavinin derinliklerinden asla….
 

REEC.
Devamını Oku »

UNUTULMAK VE HATIRLANMAK

Tüm bildiğini unutmak ve bir daha hiç hatırlamamak nasıl olurdu acaba ????

Ya da tüm hafızalardan bir anda silinmek çok…..

Çok sıkıcı bir hayattan anında sıyrılmak ve tümden bembeyaz bir an haline gelmek…

Mümkün olur muydu acaba düşünmek ya da düşüncelerden tümden silinmek …..

Ne bir dost ne de arkadaş olacaksın sonunda insan bile olmayacaksın hayat sürdürmeyeceksin bir an bir anı olarak kalacak ve o an içerisinde yok olacaksın

Sanılanın aksine insanlar seni aramayacak ve hayal etmeyecek yokluğun bile hiç fark edilmeyecek…

Zaten kim bilecek seni sanıyorsun ki kim anacak kim hatırlayacak ???

Annen mi ??? Belki ama beklide değil yani sonuçta başkası var onun için yerine geçecek ve baban da belki avunacak yerine geçenle…

Ya sevdiğin ???? güya seni seven adam … O hatırlayacak mı unutulmayacak olanı O hatırlayacak mı var olanı ya da yok olmuş olanı ne dersin sevgi yok olmayı durduracak mı

Yada hangi sevgi durdurabilecek unutmayı ve yok olmayı

Hangi an koruyacak seni akıllarda belki bunların hiçbiri anmayacak hatırlamayacak, sanmam

Ama belki her gün önünden geçtiğin simitçi hatırlayacak seni. Nerede diyecek HER GÜN önümden geçen mavi şapkalı kadın? hani şu her gün geçerdi ya bu saatlerde, hani hep durgun hafif tebessümlü yüzü olan hiç geçti mi bu aralar? ben dün de görmedim onu hmmmm acaba??? Neyseeee…. Kaç tane ağabeycim iki mi??? Tamam sarıyorum….
 
 
REEC.
Devamını Oku »

16 Kasım 2009 Pazartesi

KÜÇÜK KIZ

Gülüyor musun küçük kız
Biliyor musun gerçeği
Anladığında yanıldığını
Sevebilecek misin çiçeği böceği

Hiçbir şey devam etmeyecek
Hepsinde mutlak bir son var
Ve her şey sonunda bitecek
Gülebilecek misin düşün sonra bir an...


REEC.
Devamını Oku »

YALNIZ

Yalnız

Vazgeçtiğim topraklar
Son demindeki çiçekler
Her biri kendi halinde ve yalnız
Sonsuz bir aydınlık var etrafta
Karanlık ise uçsuz ve bucaksız
Belki bu ışık sona gidiyor
Belki tam bir başlangıç
Unuttuğum güz ya da yaz
Bulduğum ise yalnız.....


REEC.
Devamını Oku »

26 Ekim 2009 Pazartesi

UNUTMA

Sandığın kadar yakın değilim sana,
Mesafeler sadece metrelerle ölçülmez unutma!
Bilmiyorum çıkarabilir miyim seni o kara dehlizlerden
Ya da sen beni çeker misin o karanlıklara....

Gittiğini unuttum ama döneceğini asla,
Döndüğünde bulacağın ben olacağım sanma
Fark ettim artık güneş bile doğuyor sensiz
Hatta ben bile doğacağım sensiz ve kedersiz....

Bu kadar hüzün yeter bu dünyada bana,
Kalsın birazı da yaşayacağım diğer dünyalara.
Sana asla dilemem hüzün,
ama unutma bensiz keder olacak kollarında....


REEC.
Devamını Oku »

ÇIRILÇIPLAK

Çırılçıplak olmalısın karşımda
Tamamen çıplak
Sadece bedenin değil
Ruhun da soyunmalı

Başka ruhlardan başka hayatlardan
Kalanları görmemeliyim üzerinde
Başka tenlerden değil,
Başka bedenlerden değil.

Tek olmalısın karşımda
Sadece sen olmalısın
Başkasını görmemeliyim baktığımda
Duymamalıyım hissetmemeliyim

Bilmemeliyim
Evveli ve ezeli sende
An olmalısın karşımda
Zaman olmalısın

Ve kaybolmalısın
Kendi içinde
Kendi tadında
Kendi hayatında


REEC.
Devamını Oku »

BİR İNSANI KAYBETMEK

Çok küçükten dedemin verdiği bir öğüttü bu aslında ; hayatta sahip olabileceğin en büyük zenginlik sahip olacağın kişilerdir diye…. Hayat görüşümü bu kadar etkileyeceğini o zamanlar bilemezdim tabiî ki, ama etkiledi. Sahip olduğum kişilerin sadece aile arkadaşlar dostlar değil etrafımdaki herkesin o kadar değerli olduğuna inandım ki asla onları kaybetmeyi göze alamadım.

Aslında sırf kendim için değil başkaları içinde görüşüm bu konuda sabit. Yani hiç kimsenin bir başkasını kaybetmeyi öze almasını aklım almıyor. Nasıl olurda bir insan diğerinden vazgeçebilir, kendisi için ne kadar değerli bir şeyi kaybettiğini nasıl fark etmez….

Benim en kötü korkularımdan biridir. Bir yakınımın bir arkadaşımın kalbini kırmak ve daha sonra onu geri kazanamamak. Düşünemiyorum bile birini kaybetmeyi beklide o yüzden hareketlerim etkileniyor düşüncelerim ve davranışlarım da…

Kaybetmemek için etrafımdakileri kendimden de bir şeyleri feda ettiğimde oluyor kimi zaman, hatta bazen kendimi üzme pahasına vazgeçmiyorum çabalamaktan. Belki doğru bu yaptığım beklide yanlış. Kimi zaman karşılık buluyor kimi zaman bulmuyor. Kimi zaman karşımdaki anlıyor kıymetimi kimi anlamıyor çekip gidiyor.

Ama benim içim önemli olan içimin rahat olması sanırım sonuçta eski bir öğütten de gelse kaynağı kendi içimden de gelse ben bir insanın değerini biliyorum ve bir insanın kaybetmeği asla göze almıyorum. Alabilenlere de hayretle bakıyorum hatta beklide acıyorum çünkü bir gün gelip ellerinde hiç hazine olmadığını fark ettiklerinde onlar için çok üzüleceğimi biliyorum.

Belki bazıları bana enayi diyor ya da salak ama ben kaybetmemek için çabaladığım her insanın bana bir şeyler kazandıracağına ve hazinemin her geçen gün artacağına inanıyorum.

Ve acıyorum BİR İNSANI KAYBETMENİN değerini bilemeyenlere……
 

REEC.
Devamını Oku »

NEDEN KIRAR BIR INSAN DIGERINI

Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kolaydır da ondan. Kırınca bütün sorumluluklarından kurtulursun.

Artık zaman ayırman, sıkıntılarını paylaşman gerekmez. Zorlu yaşam yolculuğunda tutunacağı bir dal değilsindir bundan sonra.

Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kendini haklı çıkarır da ondan. Arkanı dönüp gönül huzuruyla o bunu hak etti dersin.

ZATEN ÇOKTAN BERİ CANIMI SIKIYORDU. Bardağı taşıran son damlaydı dersin. Arkanı dönüp gidersin.

Oysa SEVMEK, önemsemek öyle midir? Ne çok yorar insanı. Artık iki kişilik düşünürsün. Kim bilir hangi sebepten öyle davrandı der bin bir bahane bulursun onun adına.

Bir taraftan da kendini ikna edersin aslında olup biteni birazda hak ettiğine dair.

Sevmek iki kişilik düşlemektir. Kırmak kırılmaksa tek kişilik. Kendini düşünür hiç hak etmediğine karar verir karşındakine kinleniverirsin. Ve kin kırmanın uyuduğu mağaradır. Derinden uyanır öfke ve kırar karşısındakini. Hiç düşünmeden.

Bir kere düşününce fark edecektir karşısındakinin de tıpkı kendi gibi korkuları, acıları yalnızlıkları olduğunu. Tıpkı kendi gibi ağlayıp güldüğünü.

Mesela acıkınca onunda başının döndüğünü, kâbuslar görüp ter içinde uyandığını annesini çok sevip babasından ölümüne korktuğunu. Bir an hatırlasak bunları kırarken o kadar pervasız olur muyduk dersiniz.

Neden kırar insan bir diğerini… Hangi sebeptir bir kalp kırmayı haklı çıkaran. Düşünce farklılıkları mı. Yaşam tarzındaki ince ayrım farkları mı? Eve geç gelmek ya da geç uyumak mı? Ya da ne bileyim hoşumuza gitmeyen bir sözcük mü? Bir kitap içeriği ya da bir konunun ana fikri mi…

Neden kırar, insan bir diğerini. Gece yatağa uyanıp gözlerimizi kapadığımızda sabah uyanacağımızın garantisi var mıdır sizce. Ve en son kırdığımız insanı görmeme ihtimalimiz ne kadar yüksektir hiç düşündünüz mü?

Hangi sebep iki damla gözyaşından daha önemlidir. Hayat iki damla gözyaşı kadar kısayken.

Bırakalım herkes farklı düşünsün farklı yaşasın. Biz duruşumuzu belirleyip kalbimizde merhamet çoğaltalım.

Neden kırar bir insan diğerini. Böylesine ortakken acılarımız.

Kalp kırmak suya yazı yazmaya benzer, kalbi yeniden kazanmaksa gece güneşin doğmasına..

Sen suya yazı yazmasını başardın, şimdi otur da güneşin doğmasını bekle..!

Ne kalp kırıp suya yazı yazmaya çalışalım, nede kırdığımız kalbi kazanacağız diye gece güneşin doğmasını bekleyelim. (Gerçi ne kadar beklesek te gece güneş doğmaz.)

Bilmelisin ki …

Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Bilmelisin ki …

Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Bilmelisin ki …

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Bilmelisin ki …

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Bilmelisin ki …

Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Bilmelisin ki …

İki kişi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Bilmelisin ki …

Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Bilmelisin ki …

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor ….
 
 
REEC.
Devamını Oku »

ACIMASIZ VE BENCİL

Pembe film adı gibi oldu değil mi başlığım. Evet gerçekten de öyle olmuş ama içimden geçenleri en çok bu kelimeler ifade ediyor şuan.

Dün bütün gece düşündüm .... Hiç uymadım desem yeridir... Gerçekten çok ama çok merak ediyorum acaba insanları bu kadar ACIMASIZ ve BENCİL yapan koşullar neler olabilir????

Yada insanın karakteri buna birden bire neden olabilir mi???

Benim aklım almıyor ne kadar uğraşırsam uğraşayım sanırım hayatımdaki insanlara karşı ne olursa olsun acımasız ve bencil davranamıyorum ben. Özelliklede önemsediğim insanlara karşı. Belki de bu benim hatam beklide bu benim eksikliğim Belki olması gereken budur. Geçerli olan insanların kendilerini düşünmesi ve etrafındaki hiç kimseyi önemsedikleri de dahil olmak üzere göz ardı etmesi gerekir bu zamanda. Ya da insanlar beklide zamanın ve mekanın sonuncunda bunların etkisiyle bu hale geliyorlardır….

Peki, nasıl bir zaman geçmesi nasıl bir etki kim insanları bu hale getirir? Çok ağır darbeler mi? Yoksa çok uzun süre sevgisiz kalmak mı? Çok uzun süre ihtiyaçları karşılanmayan kimseler bu hale gelir mi? Ya da gelmeli midir? Zorunluluk mudur bu durum….. Ya da haklı mıdır??

Dediğim gibi ben ne kendim bu hale gelmeyi becerebiliyorum ne de bu durumdakileri anlayabiliyorum? Çok uğraştım inanın anlamak için günler ve geceler boyunca ama sanırım kapasitem yetmiyor bunu anlamak için….

Başkalarından görülen tepkiler bu derece insanların hayatını ya da davranışlarını etkilememeli bence… Hele ki karakterlerini değiştirmemeli …. Başka birinden aldığınız darbeler bir diğerine darbe vurmanıza neden olmamalı… Aksi takdirde size darbe vuran o kişiyle aynı kefedesinizdir artık o kişiden hiçbir farkınız kalmaz. Zamanında size karşı gösterilen davranış eğer artık sizin karakterinize etkilediyse artık sizde en az onun kadar acımasız ve bencil olmuşsunuz demektir. Belki de ondan fazla çünkü o eski zamanlardaki kişi ya da kişiler olay ya da olaylar kendi doğalarının sonucuydu ama artık siz başkalaşım geçirmiş etki altında kalmış birisiniz. Ve maalesef başka birinin bambaşka bir zamanın bambaşka bir mekanın acısını çıkartıyorsunuzdur karşınızdakinden ve bu sizi çok ama çok kötü biri yapmaktadır…..

Hala anlamaya çalışıyorum hem bu durumu hem de bu insanlar ve dua ediyorum karşılaştığım her acımasız ve bencil insandan bir şeyler kapmamak için bir gün gelip de onlardan biri olmamak için…. Umarım kader umarım tanrı bana yardımcı olur ve bir gün bende korktuğum bu insanlar gibi ACIMASIZ VE BENCİL olmam…….
 
 
REEC
Devamını Oku »

BÜYÜKLER DE KORKAR MI??

Küçük çocuklar çok şeyden korkar bilirsiniz. Karanlıktan, köpekten, böceklerden, arabalardan, kendilerinden daha büyük olanlarda, yüksek sesten vs vs daha sayamayacağımız pek çok şeyden...

Peki ya büyükler onlar bir şeylerden korkar mı?? Hepinizin aklına bir şeyler geldiğini tahmin ediyorum ne bileyim yüksekten korkan, örümcekten korkan, uçaktan korkan hatta bazı büyük erkekler için geçerli olmak üzere evlenmekten korkan tanıdıklarınız vardır eminim.

Ama bütün bunların haricinde bence büyüklerde oluşan günümüzde çok daha büyük bir korku var. Hem çok büyük bir korku hem de çok genel bir korku bence. Çünkü o kadar çok kişiyi esir etmiş ki bu korku inanılmayacak boyutta. Peki, nedir bu korkumu diyorsunuz? Hemen söyleyeyim" Mutluluk Korkusu"

Evet, evet yanlış okumadınız... Mutluluk korkusu. Artık o kadar çok kişi mutlu olmaktan korkuyor ki inanamazsınız. Özellikle ikili ilişkilerde mutlu olmaktan mutluluğa giden bir trende olmaktan hatta mutlu olabilme ihtimalinden bile korkuyor kimileri. Ve böylece bu korkunun esiri oluyorlar. Bütün hareketlerini bütün yaşantılarını bu korku etkilemeye başlıyor.

İnsanlardan özellikle kendilerini sevme ihtimali olanlardan kaçmaya başlıyorlar. Hatta kaçmakla kalmıyor bütün kapılarını kapatıyorlar. Kendi kendilerine bahaneler üretiyorlar sorunlar çıkarıyorlar yeter ki en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalmasınlar diye.

Ya mecbur kalırlar da birsinin onları sevmesine izin verirlerse ya engel olamazlarsa ya bu kişi bütün engellere bütün yasaklara rağmen onları sevmeyi becerirse ya inadından vazgeçmezse ya o zaman sevilirlerse ya o zaman mutlu olurlarsa nasıl olabilir bununla nasıl başa çıkılır???????

İşte günümüzde insanları en çok korkutan bu durum bence. Bu nedenle kaçıyorlar insanlardan ya da kaçırmaya çalışıyorlar etraflarındakileri kendi kendilerine paranoyalar yaratıyorlar kendi kendilerine sorunlar üretiyorlar.

Peki ne oluyor sonuç: YALNIZLIK ....

Ne dersiniz bir gün yalnızlık korkusu mutluluk korkusunu yener mi?? Mutluktan korkanlar bu korkularıyla yüzleşip korkularından kurtulabilirler mi??

Bence bütün korkularda olduğu gibi kişilerin kendilerinin çözebileceği kendilerinin kurtulabileceği bir konu ama siz yine de mutluluktan korkan birine rastlarsanız yardımcı olmaya çalışın belki korkusundan kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz kim bilir???
 

REEC.
Devamını Oku »

GİT

Hey sen !
Evet sen, oradaki....
Hadi git, git çabuk
Uzaklaş ve yok ol.

Unutma ama kuralı,
Sakın bozma !
Unutacaksın arkanda kalanları
bakmayacaksın ardına

Hatırlamayacaksın ne bıraktığını
Secımı sen yaptın bunu bil
Vazgeçtin ve geçtin bu yoldan
Şimdi hiç düşünme ve gül

Hey sen oradaki,
Hadi git git çabuk
Unutma sakın kuralı
Unutacaksın kalanları

Sakın bozma kuralı
Unutma sakın
Eğer hatırlarsan kalanları
Hatırlarsın var olanı ve yok olanı


REEC.
Devamını Oku »

ZAMAN

Zaman
 
 
 
Zaman ne kadar göreceli bir kavram değil mi? Nasılda insan dan insana bir anda değeri ve anlamı değişiveriyor. Aslında ben uzun süre önce öğrenmiştim zamanın nasıl farklı bir kavram olduğunu bir "an" olarak bile değer vermeyeceğimiz 90 saniyenin aslında ne kadar da uzun olabileceğini ve ne kadar çok şeyi alıp götürebileceğini.....

Ama yine de şaşırmamak elde değil ameliyathane kapısında bekleyen birine 2 saatlik bir dilim belki yüzyıllar gibi gelir ama aynı süre sınavdaki bir öğrenci için ne kadar hızlı geçer ve ne kadar da yetersizdir değil mi??

Peki ya ömrümüz; ortalama diyelim 60-70 yıl belki o kadar bile sürmeyecek çoğumuzun ki... Nasılda şaşırıyoruz 100 yaşını deviren birini duyduğumuzda nasılda hayretler içerisinde kalıyoruz değil mi? Ama balinalar ortalama 300-400 yıl yaşıyor kaplumbağalar ise 300-350 yıl neredeyse bizim ömrümüzün kaç katı daha fazlası. Pekiyi ya bu süreyi ömrü sadece bir gün olan bir kelebeğe sorsalardı? Kim bilir bizim ömrümüz ona ne kadar uzun gelirdi.

Peki ya bizi etkileyen ne nasıl bu zaman bu dilim bu kadar farklı olabiliyor gözümüzde. Yaşam gibi spesifik etkenler mi? yaksa duygusal faktörler mi?

Bir yıl nedir bizim için yada bir ay bir hafta. Kısa bir süre midir bir hafta? Yoksa çok uzun bir süre midir? Tatile çıkacak birisine sorun iznim sadece bir haftacık der size küçücük bir zamandır onun için. Peki ya doğum bekleyen anne babaya sorsanız ne derler size acaba?

Bir şeyler başlar mı bu sürede ya da biter mi? Sevmek için yeterli midir? ya da kaybetmek için ? adanmak için peki ya da aldanmak için ne dersiniz peki düşünmek için uygun bir süre midir bir hafta? Düşünebilir misiniz birini bir şeyi umut edebilir misiniz bağlanabilir misiniz yada sonra vazgeçebilir misiniz sessizce ya hayaller hayal kurabilir misiniz bu süre zarfında ? yok mu diyorsunuz yetmez mi? çok mu kısaca sizce?

Ya ömrümüz bir hafta olsaydı ya bütün ömrümüz bu zaman dilimi olsaydı o zaman kaybetmiş olmayacak mıydık... Boşa harcamış olmayacak mıydık... Asla geri alamayacağımız bu zamanı heba etmiş elimizdekini kaçırmış olmayacak mıydık....

Yine de hiç belli olmaz bu sürelerin ne olacağı insan hayatında bir haftada hayat size nasıl bir müzik çalacak bilinmez. Bir gitar konçertosu da olabilir ya da belki..... bilinmez

Yine de ne kadar olursa süre ve zaman tek bir gerçek var her şey için çık kısa bu zaman göreceli olsa daaaa olmasa daa.....
 
 
REEC.
Devamını Oku »

PİŞMANLIK

Küçükken annemin anlattığı bir hikaye vardı ; son bir kaç saattir bu hikayeyi düşünüyorum.....

Bir gün bir kaplumbağa ile bir yılan derenin kenarında karşılaşmışlar ve karşıya geçmeleri gerekiyormuş;
 
yılan kaplumbağadan rica etmiş:

-Nolur beni karşıya geçirir misin?

diye ama kaplumbağa itiraz etmiş
 
-Olmaz.

demiş

-Sen yılansın ben seni bilirim beni sokar öldürürsün

yılan

-yok

demiş

-hiç öyle şey yapar mıyım o zaman ikimizde boğuluruz merak etme sen beni karşıya geçir ben sana hiç zarar vermeyeceğim

kaplumbağa da bu söze inanmış ve almış sırtına yılanı ve dereye atlamış başlamış yüzmeye derenin ortasına gelince yılan kaplumbağayı sokmuş zavallı kaplumbağa

-neden

demiş yılana

-neden beni soktun bak şimdi ikimizde boğulup ölücez

yılan demiş

-kusura bakma ama hata senin benim yılan olduğumu biliyordun bana hiç güvenmemeliydin benim seni sokacağım belliydi şimdi boğulmamız senin suçun ....

sanırım ben ömrüm boyunca bu salak kaplumbağa gibi olmaktan kurtulamayacağım yılan olduğunu görsem anlasam bilsem hatta elime bununla ilgili bi senet bile veriliyor olsa hiç fark etmiyor her seferinde aynı aptallığı yapıyorum ve derede boğulmaktan kurtulamıyorum. Ama yapacak bişi yok sanırım tek çözüm artık hiç dere kenarına inmemek çünkü pulları ne kadar parlak çıngırağı ne kadar ahenkle ses çıkarıyor olsa da ne kadar becerikli müzisyen bir yılan olup tıslamasıyla başımı döndürse de yılan hep aynı yılan değişmiyor sonunda hep seni sokuyor ve sende derede boğuluyorsun...
 
 
REEC.
Devamını Oku »

KADAR


Gözlerim dehlizler kadar
Tenim melekler kadar
Gülüşüm güneş kadar
Saçlarım ipek kadar
Ellerim pamuk kadar
Kollarım saracak kadar
Kalbim okyanus kadar
Ruhum dağlar kadar
Aklım sonsuza kadar
Sana sevgim senin kadar


REEC.
Devamını Oku »

GÖKYÜZÜ-YERYÜZÜ

Gökyüzü-Yeryüzü

Gökyüzüne baktım bugün,
parlak ve berrak
uçuşan bir şeyler var üzerinde,
korkak ve ürkek

Gökyüzüne baktım bu gece
mavi ve kara
süzülen bir şeyler var üzerinde
asil ve mağrur

Yeryüzüne baktım bugün,
engin ve uçsuz
dolaşan bir şeyler var üzerinde
yılgın ve kırgın

Yeryüzüne baktım bu gece
sesiz ve sakin
dolanan bir şeyler var üzerinde
yolsuz ve yordamsız


REEC.
Devamını Oku »

ÖZLEDİM

 
 
evet çok özledim. ama bu özlemi bile ne kendime ne de bir başkasına açıklayamıyorum neden? kimi özlediğimi.... belki de onu özlemiyorum kendime ait bir parçayı özlüyorum kendimde olmasını istediğim bir parçayı içimde yaratmak istediğimi özlüyorum olmak istediğim şeyi olmak istediğim kişiyi özlüyorum belki de. ama bunun sonu yok ki asla sahip olamayacağım bir şey bu sonuçta ona asla sahip olamayacağıma göre bu parça da asla bana ait olmayacak asla bende olmayacak. o zaman ne olacak peki ben asla tamamlanamayacak mıyım hep içimde bu özlem bu boşluk kalacak mı yani????
 
 
peki ya ona kavuşursam ne olacak o zaman ben olacak mıyım??? yada ben kim olacağım????tamamlandığımda yine aynı ben olacak mıyım ??? aynı kişi olmazsam ben yaşamaya nasıl devam edicim??
 
 
özlemekten de özlememekten de korkuyorum açıkçası ona kavuşmak da onsuz olmak da korkutuyor ...... özlemek çok acı veriyor dayanılmıyor ama buna alışmaktan da alışamamaktan da korkuyorum sanırım hani şiirdeki gibi ayrılık da sevdaya dahil ya hani ya benim bütün sevdam ayrılıktan oluşuyorsa peki ya hiç kavuşmak yoksa ve ben buna alışırsam ne olacak???? o zaman asla gerçekten sevmeyi öğrenemeyeceğim belki de ??????
 
 
REEC.
Devamını Oku »

24 Eylül 2009 Perşembe

VARSIN

Varsın

İyi ki varsın. Senin varlığını bilmek bana çok iyi geliyor. Yanımda, ya da uzağımda…

Varsın ya! Bu bana yeter...

Birinin var olduğunu bilmek, çok kişiye hep iyi gelir. Bu “kişi”nin vasfı, sence sıfatı farklı olabilir. O sıfata yüklediğin anlam da farklı olabilir. Ama birinin varlığı, bir başkasına daima iyi gelir...

Var olduğunu bilmek…

Çok iyi bir dostun var ve çoktandır görüşemiyorsun. Gerçek bir dost… Bazen bir kardeşten de yakın olan bir dost... Olsun, uzakta olsun. Ama yeter ki var olsun. Olmasın ama sorunlu bir anında, bir gece vakti kapını çalacaktır. Benimkini böyle çalan oldu da... Gözler dolar, sesler durur. Ne güzeldir ama… Dostum çok… Onlardan biri geldi...

Ya olmazsa. Hiç dostun olmazsa… Bunu bilemeyeceğim. Çünkü benim çok dostum var. Bu bir zenginlik olsa gerek. Ben zenginim… Aaaa! Zenginlikle övünülür mü hiç? Olsun bu zenginlikle övünülür…

Peki, sevdiğin var ama uzakta. Tabi tek taraflı değilse ve ikiniz kenetlenmişseniz, zihinde, usta, elde, vücutta. O zaman sorun yok...

“O” var...

Ne yapalım demek ki şartlar öyle gerektirdi. Şimdilik uzaktasınız. Fakat yarın sabah uyandığında kapını çalmayacağı ne malum. Eller, kalpler, vücutlar kenetlenmişe sorun yok... Şunu bilmek yeter... "O" var...

Var… “O” senin, “Sen” onun… Nasılsa hasret biter dert etme. "O" nasılsa gelecek… Ya da sen gidersin bilinir mi?

Dünya’da karşılıksız beklentiler içinde olup da bu kadar çok bekleyenler varken, sen şanslısın dostum, çok şanslı. Çünkü biri senin için var, sen onun için varsın.

Mesafe kısalır, zaman durur ve elleriniz, vücudunuz yine kilitlenir, kenetlenir. Velev ki beyinler de bir olsun… O olmazsa olmuyor…

Günümüz koşullarında, bu sevgisiz ve de çok saygısız zamanda. Sevgi ve saygı çok önemli olgular halini aldı. Sevgi; çok geniş kapsamlı ve çok da önemli bir olgu… Ancak saygı da sevgiyle birlikte var olan ve birlikte, yan yana, sırt sırta, hatta iç içe olan bir olgu…

Saygı yoksa sevmek boş, sevmek yoksa zaten aşk da olmaz. Ama biri var. Ben biliyorum. Burada ya da uzakta… Ama var biliyorum işte diyorsan. Tamam…

Her ruhun bir ikizi olmalı. Olmalı değil, var! Peki, ama nerede? Bir yerlerde var. Bu mutlak. Ya da bana öyle dediler… Varmış…
Hani mış, miş olunca biraz zor. Ama varmış… Beni kandırmadılar ya?

Ancak aramakla olmaz. Kim olduğunu biliyorsan o başka… Biliyor musun? O zaman git yahu arkadaş!

Ne işin var, hala oturmuş bu yazıyı okuyorsun. Zaman kaybetme git!

Varsa ama git! Hım emin misin? Var mı? Tamam o halde, sen bana bakma ben yazar dururum hep... Bırak okumayı. Sen vakitlice çık yola. Şimdi biraz geç ama kuşluk vakti uygundur. Oyalanma sakın…

Bakın bu arkadaşın varmış ve kim olduğunu biliyor… Sıra sizde…

Ben başa döneyim… Kendime yani… Bu kadar diyalog tamam... Şimdi monolog sırası…

Varsın ben de biliyorum… Zaman ve mekân meselesi işte…

Zaman için bir “an”, mekân için bir “yer” gerek…

Sanırım zamanı ve yeri tespit ettim… Zamanı gelince ben de yola çıkarım artık…

Ama uzak, ama yakın o da bende kalsın…

Bojidar Çipof
 

24 Eylül 2008 03.00
Devamını Oku »

23 Eylül 2009 Çarşamba

BEYAZ ATLI PRENS

Kısa süre önce bir kaç kız arkadaşımla aradığımız ideal erkek üzerine konuşuyorduk. Hani klasik kız konuşması, Beyaz Atlı Prensimiz nasıl olsun hikayesi …..

Başlangıç herkeste aynı gerek fiziksel gerek duygusal isteklerdeydi. Tabii kimi farklılıklar olmakla beraber; kimi sarısın kimi esmer ister kimi uzun boylu kimi hafif toplu ister vs vs ama sonuçta kimse sevgilim guasımodo ya benzesin demiyor....

Ya da herkes iyi kalpli olsun dürüst olsun sevecen olsun der burada da bırakım farklılıklar yok değil; kimi çok kibar olsun der kimi azıcık maço olsun kimi beni çok kıskansın der kimi aman kıskanç olmasın...

Konuşmanın başlangıcında ben de bu tarz isteklerimi konuşuyordum ya da arkadaşlarımın sözlerine katılıyordum ne bileyim "kesinlikle esmer olmalı benimkisi" ya da "evet evet bence de çocukları çok sevmeli" falan filan ama bir müddet sonra arkadaşları dinlemeye başladım. Dediğim gibi söylenenler hep aynı çember etrafında devam ediyor nüanslar olsa da arada dediğim gibi kimse quasımodo ile ya da Erol Taş la beraber olmak istemiyor.

Ama konuşmalar ilerledikçe benim aklımda başka düşünceler oluşmaya başladı bu söylenenler hep genel şeyler sanırım ben çok farklı bir şeyler bekliyorum. Ve daha sora düşündükçe fikirler iyice şekillendi içimde benim beyaz atlı prensimin özellikle daha spesifik daha farklı isteklerim var sanırım....

Peki neydi bu istekler ??? İşte birkaçı....Çorap çekmecesini renklerine göre sıralayan ve hepsini aynı hizada yerleştirmek için saatler harcayan bu kadını sevmeye devam edecek ,üşenmeden önündeki bir kase aşuredeki bütün üzümleri ayırt etmeye çalıştığımda sesini çıkarmayacak, sabah kalktığında sadece tek gözünü açabilen saatlerce tek gözle hareket eden kahvaltı hazırlayıp dişlerini fırçalayan sevgilisinin dünyadaki en güzel varlık olarak kabul edecek, tuttuğu takımla beceriksizce ve acımasızca alay ettiğimde bir daha ki maçta acısını çıkaracağını bile düşünmeyecek yada dolaptaki gömleklerini aynı yönde asmadığında sınır krizi geçirdiğimde çok seksi olduğumu düşünecek, pazar sabahı bütün gazeteleri ilk okumak konusunda manyaklık ettiğimde (spor ekleri dahil) yine de ilişkiyi bitirmeyi düşünmeyecek, başka kadınlar etrafında dönerken umursamayıp iş arkadaşlarıyla toplantısının uzun sürmesini kıskandığımda dumura uğramayacak sırf mavi renge bayıldığım için baştan aşağı onu öfkeli şirin gibi giyindirdiğimde ve ona bakıp mutlu mutlu gülümsediğimde kendinden nefret ediyor olsa da ben mutluyum diye mutlu olabilecek bir erkek istiyorum ben. Saçlarım kıvır kıvır olmasını beğenen benim sinir olduğum çillerimi bile seven bir erkek istiyorum ben, gözleri güzel bakan ama sadece bana bakan, gülüşü çok güzel olan ama sadece bana gülümsediğinde güneş gibi parlayan bir erkek istiyorum ben, beni sevmekle kalmayıp beni bilen beni anlayan bana dayanan bana katlanan bir erkek istiyorum ben...

Ne dersiniz sizce çok şey mı istiyorum?????


REEC.
Devamını Oku »

ANLAT

Bana aşktan bahset
bir olmaktan
dir olmaktan
pir olmaktan

Bana sevdadan bahset
kul olmaktan
su olmaktan
yol olmaktan

Bana ölmekten bahset
var olmaktan
yol olmaktan
nur olmaktan

Ve bana yaşamaktan bahset
hiç olmaktan
sen olmaktan
yada ben olmaktan


REEC.
Devamını Oku »

YENİ BİR BEN

Eveeeet yeni bir diyet günlüğünün ilk günündeyiz dememe ramak kalmışkeeeennn kendi kendime engel oluyor ve hatamı daha gerçekleşmeden engelliyorum.


Hata nerde diyecek olursanız, açıklayayım hata diyet sözcüğünde. Çünkü artık bundan sonra hayatımda diyete yer yokkkk. Aslında hatanın en büyüğü; diyet sözcüğünde değil, diyetin kendisinde... Kesinlikle, bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden birisi diyet!

Hayır, bu konuda uzmanım. Oradan biliyorum. Bir kere son derece sağlıksız bir şey… Asıl olan kesinlikle zayıflamak için eziyet çekerek diyet yapmak değil, sağlıklı beslenmeye adapte olmak.


Ben bu konuda kesin kararımı verdim denebilir. Artık diyet falan yok. Çünkü uzun zamandır yaptığım diyetlerin sonucunda, anladım ki diyet yaparak kilo falan vermek mümkün değil. Sizin yaptığınız diyetler sadece bu sektörden para kazanan kişilerin hayatlarını idame ettirmeye yarıyor. Hepsi buu. Ve sektör o kadar geniş ki zayıflama giysilerinden, aletlere yiyeceklerden, içeceklere, haplara, uzmanlara v.s., v.s. kadar gidiyor. Ve anladığım kadarıyla biz diyet mağdurları o kadar bereketli bir topluluğuz ki tüm bu insancıkları besleyebiliyoruz.


Aslında düşünürseniz oldukça komik bir durum aç kalarak ve hatta aç kalmaya kendimizi mecbur bırakarak pek çok kimseyi besleyebiliyor olmak. Ama artık ben bu besleyicilerden birisi olmamak konusunda kasın kararımı verdim. Bundan sonra sadece ve sadece sağlıklı beslenme var ve bu o kadar basit o kadar kolay bir şey ki aslında bu zamana kadar neden fark edememişim diye hayıflanıp duruyorum şimdiden.

Ama yine de bu yolda; pek çok zorlukla karşılaşılacağı da aşikâr. Maalesef çünkü insan içinden tümden bir değişim öneriyor ve hatta bunu zorunlu kılıyor. Ama aç kalınan zavallı dönemler, istenmeden giyilen giysiler, geçmişte bırakılan zorluklar, v.s. düşünülürse, bu zorluğa dayanılabilir sanırım.


Evet, işte sonuç; diyet hayatımdan çıkacak sağlıklı beslenme girecek veeee sonucunda hem yeni bir düzen hem de yeni bir ben olacak. Eee Sertap Erener’in şarkısı gibi. “ Yeni bir ben lazım” ne de olsaaa.....


REEC.
Devamını Oku »

KARDELEN

Kardelen


Ben bir kardelenim....
Metrelerce karın altından gelen.
Ben bir kardelenim;
Bütün zorluklara göğüs geren.

Ne kar ne mesafe ne zorluk
Umurum da değil
Uzatıyorum başımı gökyüzüne
Varıyorum fütursuzca yeryüzüne

Başım asidir karlara karsı
Ama asi değilim doğaya hayata.
Başarıyorum en zorları en darları
Ama yine de boyun eğiyorum Yaradan'a

Pes etmek nedir bilmem
ya da vazgeçmek
İnatçıyım yolumdan dönmeyerek


Biliyorum zafer benim her zaman
Ve biliyorum beni gören bilecek ve övecek
Biliyorum farklıyım pek çoğundan
Biliyorum ne kadar özelim

Biliyorum milyonlarca çiçek arasında
Ben hepsinden de güzelim
Ben bir kardelenim herkesten farklı
Yeri herkesin üzerinde olan...


REEC.
Devamını Oku »

SEN-BEN

Sen-Ben

Sen vazgeçilmezsen,
Ben vazgeçmeyeceğim

Sen unutulmazsan,
Ben unutmayacağım

Sen inanılmazsan,
Ben inançla yol alacağım

Sen durdurulamazsan
Ben durduracağım

ve Ben umulmayacaksam
Sen buna katlanacaksın....

REEC.
Devamını Oku »

BELKİ DE

Düşünüyorum da; daha ne yapmam lazım?
 
daha ne yapabilirim de sana kendimi anlatabilirim? ya da anlatabilir miyim acaba ???
 
bir gün gerçekten beni anlayacak mısın? yada sana karşı gerçekte ne hissettiğimi ....
 
belki de asla asla!
 
belki de anlamak istemiyorsun zaten. kim bilir?
 
belki de ben anlatmak istemiyorum. korkuyorum belki de.....
 
anlamandan belki de....
 
kendimi bile kandırabiliyorum ne dersin aslında beni görmeni istediğim yalan belki de bilerek saklanıyorum senden ne dersin???
 
peki ne zaman itiraf edicim kendime bu durumu yada bana acı çektirmene daha ne kadar daha izin vereceğim ???
 
belki de bana acı çektiren sen değilsin aslında kendimim...
 
öle değil mi sen benim farkında bile olmadığına göre nasıl bana acı çektirebilirsin ki yada nasıl böle bir şeyi amaçlayabilirsin ki ... en acısı ne biliyor musun belki de bana acı çektirmeyi istiyor olmana bile razıyım aslında .........
 
 
REEC.
Devamını Oku »

13 Eylül 2009 Pazar

BOŞ MEZAR

Boş bir mezarım ben;
içinde ölü bir beden değil,
ölü bir ruh bulunan.

Boş bir mezarım ben;
tahta ve topraktan değil,
et ve kemikten oluşan.

Boş bir mezarım ben;
içi kefenle değil,
tenle sarılmış.

Boş bir mezarım ben
içi boş, ölüsü kayıp,
acısı dinmeyen....

Boş bir mezarım ben
asla ölmeyen ve
asla dirilemeyen...

REEC.
Devamını Oku »

BİLMİYORUM

Bilmiyorum ben sevmesini,
öğretmedi ki kimse sevmeyi...

Bilmiyorum kalbimden geçmesini ,
göstermedi ki kimse böylesini...

Belki sen olmalısın bana öğreten;
Belki sen göstermelisin bana sevmeyi...

Belki bilmek değil benim kaderim,
Belki öğretmelisin kaderimi....

Göstermişlerdi bana
nasıl olur yürümeyi gülmeyi
ama göstermedi kimse sevmeyi

Görmüştüm daha önce
dokunmayı öpmeyi
ama kimse göstermedi
başkasını kendinden önce görmeyi

Belki sen göstermelisin bütün bu içimden geçenleri
Ama sakın gösterme bana sensiz yaşamayı ölmeyi.......

REEC.
Devamını Oku »

ANLATMA

Anlatma

Bana bildiğim şeylerden bahset
Gülden çiçekten, yağmurdan kardan

Bana bildiğim şeylerden bahset
Gökyüzünden aydan güneşten

Bana bildiğim şeylerden bahset
Susuzluktan açlıktan mavi gözlerinde kaybolmaktan

Bana bildiğim şeylerden bahset
Sakın !! bilmediklerimi anlatma
sensizliği yalnızlığı anlatma sakın bana

Ve sakın anlatma bana
Gittiğinde kalbimde açılacak yarayı
Bana bildiğim şeylerden bahset
Bırak bilmediklerim öle kalsın
Bırak canım yanmasın
Bırak Kalbim parçalanmasın.

REEC
Devamını Oku »

VAZGEÇTİM

Vazgeçtim

Gökyüzünden vazgeçtim
ve yağan yağmurlardan

Gidenlerden vazgeçtim
ve hatta kalanlardan

Kardan güneşten vazgeçtim
nefes almaktan, yutkunmaktan

Yaşamaktan vazgeçtim
gülmekten, ağlamaktan

bir tek seni sevmekten vazgeçemiyorum
sana inanmaktan......

REEC.
Devamını Oku »

SEVGİ

Sevgi


Kim biliyor benim kimi sevdiğimi?
Ya da ne kadar sevdıgımı?
Kımın hakkı var
Benim sevgimle ılgılı sınır çizmeye ?

Hepiniz yanılıyorsunuz...
Hiç bırınız bılmıyorsunuz...
Bütün tahminleriniz, bütün fıkır yürütmeleriniz boşuna ....

Bı tek ben ben bılıyorum kımı sevdıgımı
Bı tek ben ben bılıyorum onu ne kadar çok sevdıgımı

Her gün yanında olmayabilirim belki...
Her an elını tutmaya bılırım...
Dudaklarımdan ona karsı tek kelime bile düşmüyor olabilir
Ama kalbim çılgınca haykırıyor onun adını

Ve sızzz ne kadar beklerseniz bekleyin
Duyamayacaksınız bu haykırısı
Ve sız ne kadar beklerseniz bekleyin
bilemeyeceksiniz onun adını....

REEC.
Devamını Oku »

TEŞEKKÜR EDERİM

 
 
Evet gerçekten çok teşekkür ederim. Beni umursamadığın için, beni unuttuğun için, beni hayal kırıklığına uğrattığın için gerçekten sana minnettarım. Önceleri ne çok üzülmüştüm oysa; tüm bunlar için nasıl da kendimi kahretmiştim. Geceler boyu ağlamamı hiç saymıyorum bile..... döktüğüm gözyaşları çektiğim içler hiç bir şey değilmiş ... Oysaki neden daha önce olamadı diye hayıflanmıştım, neden gerçek yüzünü daha önce göstermedi neden beni olduğu gibi karakteriyle karsı karsıya bırakmadı diye ama bak bugüne kısmetmiş ve inan kı sen olmasaydın ben bu durumda olmazdım eğer kı sen bencillik etmeseydin sen çekip gitmeseydin ben belki de hala sana inanıyor olacaktım, belki de hala sana güveniyor olacaktım....Düşünüyorum da geriye dönüp baktığım da her geçen gün düşüncelerim nasıl da netleşiyor. Nasıl anlamamışım nasıl da körmüşüm diyorum. Gözlerimi açtığın için teşekkür ederim beni bırakıp gittiğin için hatamı bir ömür boyu devam ettirmediğin için çooook teşekkür ederim. Saolasın arkadaşımım saolasın....
 
REEC.
Devamını Oku »

DÖNMEK İSTİYORUM...

 
Dönmek istiyorum , tamamen geriye dönmek. Sabahları istediğim saatte kalmak hatta hiç kalkmamak istiyorum. Caminin avlusunda oynadığım için hocadan azar işitmek istiyorum. Yaşar dede den kokulu silgiler almak istiyorum, rengarenk. Lisenin oradan bayır aşağı koşturarak inmek istiyorum. Yanmış köşke girip hayalet kovalamak istiyorum. Tepenin önünden geçip içeride kim var merak etmek istiyorum. İstediğim kadar çikolata yiyip hasta olmak istiyorum. Bütün bunları hiç düşünmeden hiç planlamadan yapmak istiyorum geriye dönmek ve tekrar çocuk olmak istiyorum.

REEC.
Devamını Oku »

26 Temmuz 2009 Pazar

YANILIYORSUN..

 
Ne düşünüyorsun bittiği mi?? yoksa gittiğini mi?? oysa gerçekten o kadar çok yanılıyorsun kii. seni bu düşünceye iten ne yok olman mı uzaklaşman mı benden ayrı olman mı oysa ne kadar yanlış benden uzaklaşan sadece vücudun ruhunu benden nasıl uzak tutabilirsin kı peki ya kalbin ??? benim kalbim üzerinde ki yerini nasıl değiştirebilirsin ki sen bitmiş olabilirsin belki ama benim sevgimi buna dahil etme onun yasaması için sana ihtiyacı yok bunu bilmen lazım benim seni sevebilmek için sana ihtiyacım yok başkasının olsan da başkasında olsan da ne sana sahip olmamı nede seni sevmemi engellemez bu

REEC.
Devamını Oku »

1 Mart 2009 Pazar

KIYAFET MEVZUSU

Anlamıyorum nedir bu kıyafet mevzusu??? neden insanlar başkalarının giydikleri hakkında yorum yapma hakları olduğunu düşünür? ve neden biz hep başkalarının yorum yapmayacağı yada iyi yorumlar yapacağı şeyler giymek zorundayız? bu benim hayatım değil mi? bu benim vücudum benim tercihim değil mi? Hem kendinizle ilgilenmek varken insanlar neden tanıdıkları ve bazen de hiç tanımadıkları insanlarla ilgilenir?
 
Hayatım boyunca başkalarının giydiklerine sadece beğenip giymeyi düşündüğüm zamanlarda ilgi göstermişimdir onun haricinde kimsenin ilgimi çektiğini hatırlamıyorum ama nedense hep birileri benim kıyafetlerim konusunda yorum yapma gereği duyarlar hatta neredeyse kendilerini buna mecbur hissederler. ne demek şimdi bu sende alem kızsın nereden buluyordun bu ilginç kıyafetleri lafı??? nereden bulabilirim ki siz nereden buluyorsanız bende oradan buluyorum işte benim birleştirme oluşturma tarzım başka olduğuna göre o kıyafetlerin sizden farklı şekilde bende kullanılması zaten çok normal değil mi?? illa sizin kullandığınız şekilde ve yerde mi kullanılmalı bunlar bir yerlerde yazılı emirler mi var yani ki olsa bile beni bağlamaz kı bu durum ben mutlum olduğum sürece mavi kazağın üzerine yeşil broş takmam kimi ilgilendirir ki
 
Başkalarının aksesuar kullanmayı sevmesi yada sevmemesi beni bağlamaz kı ben seviyorsan takarım sevmiyorsam takmam ister bir tane takarım ister on tane iltifat mı hakaret mı olduğunu anlayamadığım ve kesinlikle içinde kıskançlık duyguları olduğu açıkça belli olan tanımlamalara hiç dayanamıyorum oracıkta bu sözleri söyleyenler bozmak küçük düşürmek cehaletlerini anladığımı ve dahası herkes tarafından anlaşıldığını ispat etmek ve yüzlerine vurmak istiyorum.

REEC.
Devamını Oku »

8 Şubat 2009 Pazar

 

Oldukça sinirliyim aslında ne yapmalıyım bilmiyorum bir arkadaşım psikoloğa gitmiş o da kendi kendine bir şeyler kurmamasını duygularını ve düşüncelerini yazmasını söylemiş bende öylemi yapsam acaba ???

REEC.
Devamını Oku »